Merkez Bankası repo ihalelerine neden yeniden başladı, bu hamle ne anlama geliyor?

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 3 dk

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 1 Mart'tan bu yana ara verdiği haftalık repo ihalelerine yeniden başladı.

Banka gelişmeyi 23 Ağustos Pazar akşamı yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu.

Pazartesi günü ise %37 faiz oranıyla 1 milyar TL tutarında bir hafta vadeli repo ihalesi açtı.

Repo ihalesi Merkez Bankası'nın bankalara kısa vadeli TL vererek piyasadaki likiditeyi yönettiği temel araçlardan biri.

Repo faizi de TCMB'nin bankaları fonlama faizi olduğu için borçlanmanın maliyetini etkiliyor.

Merkez Bankası, yaklaşık altı aydır, bankaları ağırlıklı olarak gecelik borç verme faiz oranı olan %40 ile fonladığı için adım bazı ekonomistler tarafından "örtülü" ya da "fiili" faiz artışı olarak yorumlanıyordu.

'Gevşeme sinyali' neden şimdi?

Bankanın son adımını BBC Türkçe'ye değerlendiren ekonomistler haftalık repo ihalelerin başlamasını bir gevşeme sinyali olarak yorumladı.

Koç Üniversitesi'nde ekonomi alanında Doç. Dr. Cem Çakmaklı, bankanın önce haftalık repo fonlamasına dönerek piyasanın "tepkisini ölçmek istediği" yorumunda bulundu.

Aynı zamanda İskoçya'daki Durham Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Çakmaklı'ya göre banka, rezerv birikiminde belirli bir seviyeye ulaşmış ve Ağustos ayında beklenenden daha düşük bir enflasyon verisi öngörüyor olabilir.

Bilkent Üniversitesi'nde ekonomi alanında Prof. Dr. Hakan Kara ise bankanın "tasarrufların dövize ve altına kaymasını önlemek amacıyla" fiili faiz artışına gittiğini söyledi.

Değerlendirmesine göre, "savaş devam ederken iç talepteki yavaşlamanın gerekçe gösterilerek net bir gevşemeye gitmek" bazı soruları beraberinde getiriyor.

Merkez Bankası'nın 2027 enflasyon hedefinin %15 düzeyinde olduğunu hatırlatan iktisatçı, "Normal şartlar altında %15 hedefinde samimi ise iç talebin daha da yavaşlamasına izin vererek faizi hemen düşürmemesi gerekir" dedi.

Ancak ona göre "hükümet muhtemelen seçim sürecini de dikkate alarak büyümede tekrar bir toparlanma olmasını arzu ediyor. Bu nedenle de çözüm olarak enflasyon hedefinin yukarı çekilmesi ve içerde ekonomik faaliyetin bir miktar desteklenmesi tercih ediliyor."

Faiz indirimi gündeme gelebilir mi?

Kendisi dahil bazı ekonomistler için ihalelerin başlamasının beklenen bir adım olduğunu söyleyen Çakmakçı, bunun faiz indirimine kapı aralayabileceğini belirtti.

"Bu şekilde bir fonlama dövizde herhangi bir talep yaratmazsa, bir sonraki toplantıda resmi olarak da bir düşüş olmasını veya bantların en azından aşağıya çekilmesini bekliyorduk" dedi.

Son bir yılda para politikasının temel amacının değiştiğini savunan Çakmaklı, başlangıçta dezenflasyon hedefinin ön planda olduğunu ancak "Türkiye ekonomisinde yaşanan iç ve dış şokların ardından" önceliğin giderek finansal istikrarın korunmasına kaydığını söyledi.

Ona göre yıl sonuna doğru daha düşük reel faizlere izin verilmesinin ön koşulu da finansal istikrarın bozulmaması.

Bu durumda, faizin yıl sonunda %35 seviyelerine gerilemesi mümkün olabilir.

'Döviz kuru, enflasyonla mücadelede temel araç haline geldi'

Çakmakçı'ya göre bu senaryo, Merkez Bankası'nın bugün uyguladığı parasal sıkılaşma sürecinden "sınırlı bir rahatlamaya" gidilmesi anlamına geliyor.

Bu durum doğrudan bankanın kur politikasını da yakından ilgilendiriyor.

İktisatçıya göre Türkiye'de enflasyonla mücadelede son üç yılda kullanılan "temel araç" döviz kurunun enflasyondan daha yavaş artmasını sağlamak.

Çakmaklı, yüksek faiz politikasının da bu amaca hizmet ettiğini düşündüğünü söyledi.

Türkiye'nin üretim yapısı ve ekonomik koşulları nedeniyle Merkez Bankası'nın hareket alanının sınırlı olduğunu belirten Çakmaklı,"Bu, Merkez Bankası'nın yanlış politika uyguladığı anlamına gelmiyor. Mevcut yapı içinde kullanabildiği temel araç bu" değerlendirmesinde bulundu.

Çakmakçı'ya göre, sınırlı rahatlama sürecinde döviz kurunun enflasyona göre daha hızlı artmasına izin verilebilir.

Böyle bir yaklaşımın ihracatçı ve sanayi kesiminin üzerindeki baskıyı azaltabileceğini ifade eden Çakmakçı, bunun karşılığında enflasyonda görünümü bozabileceğini, en azından % 30'lardan 20'lere düşmesini engelleyebileceğini belirtti.