ABD'nin yaptırımlarına İran ve Çin'den tepki: 'Çıkarlarımızı korumak için gerekli önlemleri alırız'

24 Ağustos 2026'da İran'ın başkenti Tahran'da, İran ile ABD arasındaki gerilim sürerken günlük yaşam devam ediyor.

Kaynak, Anadolu via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 24 Ağustos 2026'da İran'ın başkenti Tahran'da, İran ile ABD arasındaki gerilim sürerken günlük yaşam devam ediyor.
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 2 dk

ABD'nin İran ve Çin'in de aralarında bulunduğu ticaret ortaklarına yönelik ekonomik yaptırımları genişletme planlarını açıklamasının ardından Tahran yaptırımlara hazırlıklı olduklarını açıklarken, Pekin de çıkarlarını koruyacağı uyarısında bulundu.

Tahran yönetimi, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in 24 Ağustos'ta açıkladığı ve İran ve destekçilerine yönelik "şimdiye kadarki en büyük finansal saldırı" diye tanımladığı yaptırımlara "tamamen hazırlıklı" olduklarını kaydetti.

İran Ekonomi Bakanı Ali Madanizadeh, Tahran'ın, ABD için "yeni bir yenilgi"ye yol açacağını belirttiği yaptırımlara karşı hazır olduğunu ifade etti.

ABD'nin duyurusundan saatler sonra İran, diğer ülkelerle ticareti sürdürebileceğinden emin olduğunu açıkladı.

Madanizadeh, ne Çin'in ne de Rusya'nın ABD'nin tedbirlerini kabul ettiğini belirtti ve diğer ülkelerin de bunlara direneceğini öngördüklerini söyledi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian ise Çin'in "yasadışı tek taraflı yaptırımlar" olarak nitelendirdiği uygulamalara kararlı bir şekilde karşı çıktığını ve çıkarlarını korumak için "gerekli tüm önlemleri" alacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Pazartesi günü yeni önlemleri duyurarak, İran ile finansal ortaklık kuran herhangi bir ülkenin izole edileceği uyarısında bulunmasının ardından geldi.

Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda olsa da, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle ticaret hacmi azaldı.

Lin, "Çin ile İran arasındaki işbirliği her zaman uluslararası hukuk çerçevesinde yürütülmüştür ve bu işbirliğine müdahale edilmemeli veya kesintiye uğratılmamalıdır" dedi.

Yaptırımları İran için "ekonomik Çıkarma Günü" (D-Day) olarak nitelendiren Bessent, bankaların ve şirketlerin İran ile ilişkilerini kesmeyi reddetmeleri halinde bu ülkenin izolasyonuna ortak olacakları uyarısında bulundu.

Bessent, belirli ülkelere odaklanmaktan kaçındı, ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın dünya liderlerini arayarak "rejimle ilişkilerini kesmeleri yönünde somut taleplerde" bulunacağını belirtti.

Ancak Çinli bankalarla ilgili bir soruya yanıt veren Bessent, "hiç kimsenin ABD yaptırımlarının kapsamı dışında kalmayacağını" söyledi.

Bu açıklama, önümüzdeki ay Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasında yapılması planlanan görüşmeler öncesinde geldi.

Washington'ın, birçok yüksek teknoloji ürününün üretiminde hayati öneme sahip olan nadir toprak elementleri ve diğer kritik minerallerin büyük çoğunluğunu işleyen Pekin'den gelebilecek olası misillemelere karşı temkinli davranması öngörülüyor.

Pekin, ABD ile önceki ticaret müzakereleri kapsamında nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kontrollerini zaten sıkılaştırmıştı.

İran Ekonomi Bakanı Ali Madanizadeh de 25 Ağustos'ta Tahran'ın daha geniş kapsamlı yaptırımlara "tamamen hazır" olduğunu ve bunun ABD için "bir başka yenilgiye" yol açacağını söyledi.

Bakan, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, "Hükümet hazır ve bu olayları yönetmek için iki yıllık bir planı var" dedi.

Katar dışişleri bakanlığı da ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımların tek taraflı olduğunu belirtti. Katar, sorunun çözümüne yönelik arabuluculuk çabalarını destekliyor.

"Ayrıca kendi araçlarımız da var ve bu oyunu nasıl oynayacağımızı biliyoruz," diyen Bakan, Tahran'ın "bu planları uzun süredir beklediğini" de sözlerine ekledi.

Reuters haber ajansı ise İran hükümetinin, Hürmüz Boğazı'nı kullanmak isteyen gemilere yönelik yeni bir uyarı yayımladığını aktardı.

Şubat sonunda başlayan savaş öncesi dünyadaki petrol ve doğalgazın beşte biri bu boğazdan geçiyordu.

Ancak 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin saldırılarıyla başlayan savaşla, boğaz trafiği İran tarafından fiilen engellendi ve bu durum küresel petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu.